9 Nisan, 2008

önce si sonra do

9 Nisan, 2008

- önceleri her kitaptan, her filmden, bazı insanlardan fena etkilenirdim; şimdi içime işleyen çok az şey var.

- önceleri yönetimi sık sık id ele alırdı; şimdi süperegoyla anlaşma içerisindeyiz. bazen idi özlüyorum.

- önceleri ev arkadaşıma temizlik malzemesi alıyor diye fırça atardım; şimdi fırçaları özenle rafa diziyorum, altına deterjanları koyuyorum. (yok o kadar değil)

- önceleri seksenlerin her şeyiyle dalga geçerdim; şimdi seviyor ve özlüyorum o dönemi.

- önceleri bir paket sigara içtim mi “amma çok içmişim,” derdim; şimdi iki paketi geçiyor (mu) günlük miktar. artık saymıyorum.

- önceleri kendimle kavga etmek için bahane arardım; şimdi, uzlaşmak için. hangisi daha iyi bilmiyorum.

- önceleri ne kadar çok yersem o kadar iyiydi, kemikler görünmesindi; şimdi yemekler % 50 indirimde.

- önceleri televizyon yoktu hayatımda; şimdi neredeyse tam zamanlı  ’freak show’ makinesi.

- önceleri, ne bileyim, bir yandan iyi, bir yandan kötüydü; şimdi, başka bir yandan iyi,  başka yanlardan kötü.

   hayat!

- hı, önceleri  favori noktalama işaretim ünlemdi; şimdi …

fasüç

9 Nisan, 2008

fas-193-c.jpg 

marakeş’e ikinci gün, yani bugün gitmeyi planlıyorduk. kazablanka’dan hoşnut kalınca, daha da gezilecek yerleri olduğundan bir gün erteledik gidişimizi. 

sabah, bitişine birkaç dakika kala kahvaltıya indik. fakat o da ne, yalnızca birkaç çeşit ekmek ve portakal suyu. ne peynir, ne zeytin, ne yumurta…  tamam, ekmekler çok güzel de katıksız nasıl yiyeceğiz bunları? benim gibi kahvaltıya düşkün biri için büyük eksiklik. fransız usulü kahvaltı…

yine çıktık, kahve içtik güzel bir kafede, gezdik, elimizde harita vardı, harita tüm yolları bilmiyordu, kaybolduk sık sık. ama yetişeceğimiz bir yer yoktu, kaybolmanın keyfini çıkardık. aynı yerlerde dönmeye başlayınca, sorduk aradığımızı, bulduk. akşamüstü yarı yürüye, yarı taksiyle hassan dö camisine gittik.

yanından geçerken çok belli olmuyor ama epey büyükmüş cami. fotoğraf çektik, atlantik okyanusunu izledik, yine fotoğraf çektik, sonunda oralarda bir kafeye yorgunluktan serildik.

bir arkadaşın arkadaşı kazablanka’da yaşıyormuş. türk. ondan iki barın adresini aldık. biri, oranın tek rock barı, diğeri yine tek, caz barı.

rock bara yakın olduğumuzdan oraya gidelim, dedik. uzun aramalar sonucu barı bulduk fakat, kapalıymış o gece.

okyanusun kıyısında,  onların korniş dediği kordondayız. nem almış başını gitmiş, her yer ıslak. kordonda rock bardan başka bir sürü bar var amma hiçbiri girilesi gelmedi.

tekrar taksi… şehrin merkezine… hedef: caz bar.

caz bar, kaldığımız otelin yakınında. adresi almıştık, yerini aşağı yukarı biliyoruz. ama bar gitmiş, kayıp… söylenen yerden başlayarak, civarda girip çıkmadığımız sokak kalmadı. çok kişiye sorduk, kimse oranın varlığından haberdar değil. yer yarılıp içine girmedi ya bu bar. muhakkak bulacağız. saat de 23 oluyor. yürümemiz, sürünmeye beş kaldığında daha önce sorduğumuz bir otopark görevlisinin, işin peşini bırakmayıp bir başkasına da sorması ve sorduğu kişinin caz barı bilmesi üzerine, biz erdik muradımıza, umarım onlar da çıkmıştır kerevetlerine.

tarifle hiç ilgisi yokmuş bar mekanının.

fas-297-c.jpg

caz bara yığıldık, pek güzel bir yermiş burası. canlı müzik de var üstelik. oh! ikişer bira içtik, barı da hakkımız olduğu üzere, en son biz terkettik.

yarın gelsin marakeş. ya da biz gidelim.



Etiketler

Ara

Sandıktakiler

Nisan 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar   May »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Takip