müziksiz hayat hatadır

amy winehouse?

26 Nisan, 2008

sarapevi.jpg

bu ara takıntılarla başım dertte.

her zamankinden farklı olarak, çivilenmiş keskinlikte yaşamaya ihtiyaç duyuyorum.

akıl bilir ne istediğini, deyip, işine pek de karışmıyorum.

aslında amy winehouse’dan söz edecektim. uzak yerden girdiğim için çıkışı bulamadım.

hıh, takıntı… evet, amy…

bir aydır, yazarken amy winehouse’dan başkasını dinleyemiyorum. diğerleri dikkatimi istiyor;  yok, diyorum, dikkat buraya lazım.  sonunda yazı da kalıyor, müziğe de ayıp oluyor.

sesini, dinleyeni  özellikle duygulandırmak için kullanan, incecikleştirip içine bir de çocuk vurgusu ekleyen, şarkı söylemeyi güç gösterisine dönüştürenleri sevmiyorum. bunlara genellikle kadın vokalistlerde rastlandığı  için dinlediğim kadın şarkıcı sayısı az.

sanki daha kendi kendine ve içinde hissederek söylenmeli şarkı. dinleyiciye yaklaşacak mesafe bırakılmalı.  uç noktalara gidersek, şebnem ferah’a karşı tracy chapman diyebilirim örneğin.

yine konuyu dağıttım. topladım geldim.

yani aslında diyeceğim, amy winehouse’un sesini sevmiyorum  (müziğini değil ama). bir şeyler dinlemek istediğimde hatırıma gelmez, seçenek olarak. ama nedense yazarken…

yine de, rahatsız edici değilse takıntılarla pek uğraşmamak gerek. di mi winehouse?

altı bacaklı böcek

17 Nisan, 2008

birkaç gündür gevende dinliyorum:  o ninna mayenna…

ilk, bir arkadaşımın gönderdiği çelik çomak şarkılarını dinlemiş, sevmiştim  grubu. sonra albümlerini dinledim, daha bir sevdim. var olan sevgim  ‘40 gün 40 gece sulukule’  etkinlik  afişinde isimlerini görmemle katlandı.

ben trakyalıyım. çingeni bol memleketten…

oranın halkı, kendiliğinden mi öyle, uzun yıllar birlikte yaşamanın kaynaşma etkisinden mi bilinmez;  çok içer, kapı gıcırtısında oynar, altın diş sever.

önceki yaz teyzemin oğlunun düğünü için oradaydım. az buz olmayan içki, neredeyse düğün başlamadan, bir saat içinde bitti,  oynamaktan bayılanlar oldu.

gelin almaya giderken,  kamyonet kasasında çalanlara,  esnaf, kaldırımlarda göbek atarak karşılık verdi.

takım elbiseli bir çingene düşünebiliyor musunuz?  ya da jilet döpiyesli, eli luis vutton çantalı bir çingene genç kadın?

onlardan öğreneceğimiz çok şey varken, düdük beyinliler, huzurlarını bozuyor, kültürlerini yok etmeye uğraşıyor. 

bir de uyumsuzlardan biri, tony gatlif, film festivali için türkiye’de.

başka bir de, gevende, çelik çomak şarkısının klibini sulukule’de çekmiş.

günün şarkısı

11 Nisan, 2008

manu chao   dia luna…  dia pena

dinlerken

27 Mart, 2008

41000000000086327.jpgmüzikle yatıp müzikle kalkıyoruz şu aralar. hele ben tam zamanlı işsiz olarak, özellikle bugün, şarkıdan şarkıya koşuyorum.

michael jackson’dan başlayarak, the doors, nick cave, caanım jane birkin, gypsy kings, bir takım afrika müzikleri, natacha atlas, AcDc,  bob seager, dinlemediğimi sandığım, oysa ki “everybody here wants you” sunu ezberlemişliğim olduğunu farkettiğim jeff buckley,  yeni keşfettiğimiz miriam makeba,  patti smith, frank sinatra, opus, europe, james brown, edith piaf, ….

bu arada, fransızca olup da beğenmediğim hiçbir şarkı olmadı. mümkün olsa da tüm fransa kocaman bir müzikal sahnesi olsa. kimse konuşmasa, herkes şarkıyla iletişse, dans etse. biz de izleyip gülsek, eğlensek.

hazır dilekte bulunmuşken, yağmur yağsa bir de, evde kalmaya sebep olsa.

‘el tango de roxanne’

9 Şubat, 2008

inip çıkan, gelip giden, oturtup karşısına anlatan, tutup yerden yere çalan, bir nefes verip sakinleşen, düşünüp yeniden sinirlenen, tutkusundan çıldıran, gece yarısı sokaklarda yağmur altında yakayı bağrı dağıtan, yumruk yumruğa dövüşen, durulan, aniden köpüren, med-cezire öykünen, isteyen, veren, şiir gibi ince, hayat kadar sert bu şarkı.

*vokalde; evan mcgregor, jacek koman

*klasik gitar ve ispanyolca konuşmada; jose feliciano



Etiketler

Ara

Sandıktakiler

Ocak 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« May    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Takip